Loadtr.Com

Alttaki yazıyı önce düz okuyun. Sonra da yalnız beyaz satırları okuyun...


Hatun! Bu ne rezalet? Bulaşık yıka-

mamışsın daha! Sonra, akşam banyomu yap-

mam için su ısıtmamışsın! Ayrıca yemek

de hazır değil! İyi bir kadın; beyinin yemek-

lerden ne istediğini bilmeden, ne yapa-

cağına böyle karar vermez. Ben seni iyi

bilirim! Hep aynı şeyler! Haydi şimdi önlüğü-

nü giy, doğru mutfağa! Bana da küllüğü-

mü ver de, artık esas işime başlayayım!


Hoşgeldin Hüzün

Image and video hosting by TinyPic

Hz peygambeler Efendisi Muhammed

Kanatların çırpındığı kadar hafif..

Kalbinin attığı kadar canlısın

Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...

Image and video hosting by TinyPic

Sevdiklerin kadar iyisin

Nefret ettiklerin kadar kötü..

Ne renk olursa olsun kaşın gözün

Karşındakinin gördüğüdür rengin..

Yaşadıklarını kar sayma:

Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Image and video hosting by TinyPic

Ne kadar yaşarsan yaşa,

Sevdiğin kadardır ömrün..

Gülebildiğin kadar mutlusun

Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin

Sakın bitti sanma her şeyi,

Image and video hosting by TinyPic

Sevdiğin kadar sevileceksin.

Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer

Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın

Bir gün yalan söyleyeceksen eğer

Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.

Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret

Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın

Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın

Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.

Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın

Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.

Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

Image and video hosting by TinyPic

İşte budur hayat!

İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın

Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün

Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun

Çiçek sulandığı kadar güzeldir

Kuşlar ötebildiği kadar sevimli

Bebek ağladığı kadar bebektir

Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,

Sevdiğin kadar sevilirsin...

Dostun attıgı gül yaralar bizi....!

Dostun attığı gül yaralar bizi....!

 

Hallac-ı Mansur, cezbe ve sekir halinde söylediği
ve mazur bulunduğu Ene’l-Hak cümlesi yüzünden idama mahkûm edilir.
 Onu asılacağı meydana getirdiklerinde etrafta mahşerî bir kalabalık vardır.
Hallac-ı Mansur darağacını görünce güler ve kalabalık arasında
gördüğü dostu Şibli’den seccade isteyerek iki rek’at namaz kılar.
 Ardından şöyle duâ eder:
“Allah ım burada senin dinin uğruna gayrete düşüp
beni öldürmek için toplananların suçlarını affet.”
Bu esnada kalabalık içinden özellikle düşmanları,
fırsat bu fırsat diye Hallac-ı Mansur’a taşlar atarlar.
Hallac-ı Mansur bunlara ah bile demez hatta tebessüm eder,
ama dostu Şibli ağlayarak kırmızı bir gül atınca Hallac-ı Mansur inler ve şöyle der:
“Taş atanlar avam takımı, bilmiyorlar, halden anlamazlar.
Onların taşı bizi incitmez ama halden anlayan bir dostunattığı gül bile bizi incitti,
canımızı acıttı.”
İnsan hayata daha çok dostlarıyla, sevdikleriyle tutunur.
Sevinçlerini onlarla paylaşarak arttırırken,
acılarını hüzünlerini yine onlarla paylaşarak azaltır.
 Kişi, tanımadığı kimselerden bir kötülük, bir haksızlık gördüğünde çok incinmez,
 en azından hayal kırıklığına uğramaz ama dostundan gördüğü küçük bir eziyete bile katlanması çok zor olur.
Başkalarının, hakkında yanlış düşünmeleri insanı fazla üzmez, yıpratmaz;
ama sevdiği birisi, hakkında yanlış düşünürse,
zarar verecek bir davranışta bulunursa işte bu insanı üzer, incitir.
O kişi sıradan biri değildir çünkü,
belki en zor günlerinde yanında olmasını beklediği insandır.
 Her şartta desteğini umduğu, hayatta en çok güvendiği kimselerden biridir.
Hani Temel deniz kenarında yürürken elinde bir yılan taşıyormuş.
 “Neden elinde yılan taşıyorsun?” diye sorulunca “Denize düşersem lâzım olabilir”
cevabını vermiş… İşte dostluk,
denize düştüğümüzde yılana sarılmak zorunda kalmayışımızdır.
Elimizden tutup bizi çıkaracak birisini her zaman yanımızda bulabilmemizdir.
Dostun gönlü, dostuna karşı hassastır, çok şeyler bekler ondan…
Bu yüzden insan dostluk hukukuna çok dikkat etmelidir.
Özellikle dostla hal ve harekete, konuşmaya özen göstermek gerekir.
 Çünkü bazı sözler, keskin kılıç gibidir, dostluğu keser, kalpte tedavisi zor yaralar açar, kalpteki muhabbet çiçeklerini kurutur. Bazen yerinde olmayan gereksiz bir istek, küçük bir tavır veya söz bile, çok büyük mutlulukların elden kaçırılmasına sebep olur.
Dostluk, fedakârlık ve emek ister.
Her şeyi karşısındaki insandan bekleyerek elde edilemez hakikî dostluklar.
Dostluk; mutluluk, üzüntü, hastalık, sağlık,
darlık ve bollukta dostunun yanında olabilmektir.
Marifet iyi gün dostu olmak değildir.
 Sadece iyi gününde yanında olmak dostluk da değildir zaten.
Sahte dostluktur olsa olsa. Günümüzde ahlâkî bozulmanın etkisi dostluklarda da gösteriyor kendisini maalesef. Artık menfaat hesapları ortaya girince dostlar birbirlerine taş atmaktan bile çekinmiyorlar. Ve nice pırlanta yürekli insanlar,
çok önemsiz basit dünyevî meseleler uğruna birbirlerinden ayrı düşüyorlar.
Hayatımızda kaç tane güzel dostumuz var acaba? Ya da tersinden soracak olursak, şu kısa hayatta kaç kişi için gerçekten güzel bir dost, güzel bir kardeş olabildik?
Dostlarımıza, kardeşlerimize karşı hareketlerimize çok dikkat edelim
ve kalplerini kırdıysak hemen özür dilemeyi de asla ihmal etmeyelim.
Çünkü yarın özür dilemek için çok geç olabilir.
Ne mutlu İhlâs ve Uhuvvet anlayışının gereğini yerine getirebilenlere…
Ne mutlu şu kısa hayatta en yakın dost, en fedakâr arkadaş,
en güzel takdir edici yoldaş ve en civanmert kardeş olabilenlere…
Emrolundugun gibi dosdogru ol....